20080413

"Baldız baldan tatlı" olabilirdi bu başlık; ama değil!

Efendim Kelly diye bi hocam var tanıyan tanır, tanımayan için de problem yok birazdan nasıl bir insan oldugunu anlayacaksınız. İnsanlık dersi diye tabir edebileceğimiz Humanities dersinde edebiyat, daha doğru bir ifadeyle fantastik edebiyatı inceliyoruz. Kelly- dersin hocası- bu derste öcüler böcüler balroglar elfler beklemeyin dedi. Dedi ama Beloved diye orjinal ismi olan ama Sevilen diye Türkçeye çevrilen romanın incelemesinde konu nasıl olduysa işte akraba evliliklerin yok yok akraba ilişkilerine girdi. Hani kastım emmoğlu naber değil daha bi çok "amca baba yarısıdır" tarzında sniff sniff cinsellik kokan ilişkiler. İşte Kelly işte bu noktada devreye girerek o süper Türkçe'si ile Baldız Baldan Tatlı dedi efenim. Ne güzel ne özlü bir şekilde söylediyse ben de size bi aktarayım dedim. "Baldis baldan tatli" dedi aslında. İşte, lakin kendisi Türkiye'de kalmak istemiyor e haklı da yani. Geçen günlerde İtalyan bir sanatçı öldürüldü ülkemizde. Hani otostop çekerekten Balkanlar sonra da Türkiye üzerinden Ortadoğu. Hani bunlar gelinlik giyerek geçtiler. Beyazlık,saflık masumiyet. Hani amaçları da barış, insanlık. Lakin Giuseppina Pasqualino di Marineo, Gebze'de ölü bulundu. Çıplak ve toprağa gömülü vaziyette. Efenim protesto ediyorum böyle insanlığı. Bu mudur insanlık?! Kendi çapımda kınıyor ve insanlık yüzüne bakamıyorum. Okulda öldürdüğümüz sivrisinekle bir sanatçı bir tutulmuş. En azından hatta sivrisineğe kimse taciz etmiyor. :(


Tüm içtenliğimle söylerim ki:

Turquia não é tão ruim
Turkije is niet zo erg
Turchia non è così male
Turquía no es tan malo
индейка, не так плохо
トルコはそれほど悪くない
터키도 나쁘지 않다
Die Türkei ist nicht so schlimm
La Turquie n'est pas si mauvaise
Η Τουρκια δεν ειναι τοσο κακη

Evet Türkiye güzel memleket. Ama insanları... Bunu bilmeye de gerek yok bazen. Aslında söylemeye gerek yok: youtube'a giren anlar. Sakın crazy dance in kayseri diye aratmayın. Onlar ayrı. : ) Bu gezegenden bile değiller.

20080411

bitsedegitsekdediydikama

Derin bir of çekerekbaşladım şu satırları yazmaya. araknafobia arka planda çalarken[arka plan dediğim de aziz semalarından] bahsi mevzusu olan olay şudur ki geçen haftaki is-ta-tis-tik felaketinden sonra bu akşam saat 17.40ta karar ekonomisi denilen disijın ikonomiks sınavım var. Komik mi ironik mi yoksa ikisi de mi değil bilemedim: saat 8buçuktaki uçağa 7bucukta biten sınavdan sonra yetişme telaşı. Oha lafa bak sen bana Müslüm babanın yadigarısın dedi. Hefet ilk defa dinliyordum bu şarkıyı baştan sona bi garipsedim. Shuffle olmadıgını anladığım kadarıyla şimdi de "kontör at sevgilim" çalıyor.
Off sıkıldım, çalışmam gerek diye erken çıktım dersten yaptığım işlere bak. :(
En iyisi ismimi google'a yazayım:P

20080409

... --- -- . - .. -- . ... / .- / .--. --- .-.. .- .-. / -... . .- .-. / .. ... / .--- ..- ... - / .- / .--. --- .-.. .- .-. / -... . .- .-.

20080330

Kimlik

Kimliğinizi görebilir miyim dedi karşımda duran adam, ne kimliği neden niçin, her insanın kimliği kendisi değil midir dedim ben de ama kendi kendime. Ne yani şu kart parçasını taşımayınca kişi kimliksiz mi oluyor, sen kimsin sorusuna illaki bir kart parçası ile mi cevap verilecek diye düşündüm akabinde de senin kimliğini görebilir miyim dedim sessizce hatta sen kimsin, nesin niye yaşıyorsun...Lakin yenilmiştim o an yenilmiştim. Çünkü kimliğim yanımda değildi. Ben kimse değildim. Görünmez bir insandım artık. Fiti fiti koşmaktan öteye yapabileceğim hiç bir şey yoktu. En azından kimliğim yoktu. Ama ben de yoktum artık. Koşar adımlarla bir ağacın arkasına saklandım. Saklanmama gerek yoktu halbusi, çünkü görünmezdim, görünemezdim. "Goruyorum ban sanı" dedi kadim bir ses. Önümde duran ağaç dile gelmiş aheste aheste benle konuşmakta. Sen kimsin dedi bana; ben mi, ben ben Kimse'yim dedim, o da " Kimse, kimse değildir" dedi gene o ağır zor anlaşılır ses tonuyla. Ama ama dedim. Karardı ortalık, ne oldu hatırlamıyorum ama uyuyakalmışım o ağacın dibinde. Hava kararmaya da yüz tutmuş. Evin yolu falan yok, bildiğin kayboldum, doğrulayım derkene fark ettim ki ağacın dibinde bir kedi olarak uyandım. Ne oluyoruz demeye kalmadan belediye görevlileri tarafında kovanlanmaya başladım, halen kimliksiz olduğum içün fiti fiti kaçıyordum. Derken yorulduğumu hissettim ve metal bir çöp tenekesinin içine kuruldum. Deli ziyafet vardı, balıklar muzlar, ekmek parçaları, puaçalar, beyti bile vardı. Yidim doydum, bi ağırlık çöktü. Yüzümde tebessüm ve yaladığım patilerimin düzleştirdiği tüylerin rüzgarla olan valsi vardı. Derken çöpte hain bir tıslama. "kimsinss?" Böyle bir ses ancak tek bir yaratıktan çıkardı. Biliyordum, türlü hile hurda ile beni öldüreceğini bildiğim için kanatlarımı olanca hızla çırptım. O da nesi!! Kanatlarım vardı artık. Anka kuşu ya da ne bileyim serçe falan olmak tabi ben de isterdim ama o kıymetlimisss seslerini artık duyamaz oldum çünkü büyülü bir vızzlama benim kanatlarımdan peydah oluyordu. Ben bir vampirdim, ben kana susamış gecelerin uslanmaz yaratığıydım. Ben ceketinizdeki kahve lekesi, ayakkabınızdaki yırtık, bilgisayarınızdaki virüstüm. Ben artık yeniden doğmuştum demeye kalmadan, zehirli bir duman kapladı 'halkın dört bir yanını'. Yoo yoo bunlar olamaz derkene, maskeli ve beyaz bir duman saçan belediye görevlisi makinayı durdurdu. Kaçacak yerim yoktu her yer beyaz dumanla kaplıydı ve bir adam koşa koşa bana geliyordu. Artık tam önümdeydi ve sordu, kimlik görebilir miyim diye. Gösterdim, gitti.

20080227

Ya teyze biz ikinci yılın sonunda seçiyoruz!




Prison Break bu sezon bitti dediler de inanmamıştım. Yani en azından 3. sezon bitti falan dediler ben devam eder eder diye avuttum kendimi. Boşuna avutmuşum yeni fark ettim. Resmi olarak duyurmuşlar bayağı önce. Üzüldüm. Hani ölmüşün arkasından konuşulmaz derler ya, bitmiş dizinin arkasından bence bayağı konuşulur. Yok konuşup can sıkcak spoiler vercek değilim. Sadece Lechero muydu neydi o kadar siyah bir insan nasıl mor bir gömlek giyer ona şaştım. Aslında adamın yüzünde de garip bir bakış var o da çok ilginç. Bu arada paylaşayım Lechero'yu google'layım dedim nahoş manzaralar çıktı. Yani internet is for porn olmuş yani.
Neyse mesele o değil, üniversitedeki 2.5'uncu yılım halen bölüme karar veremedim. Üretim diye girdim okula yok halen üretimci gibiyim ama her an ekonomiye kayabilirim. Bazen soruyorlar neden ekonomi. İsmi çok hoşuma gidiyor. Economics. Böyle komik gibi. Sonra parayla falan ilgileniyorsun. Hoş bir şey aslında. Gene de ne bileyim dar bir bakış açısına sahip oldugumdan ötürü olsa gerek ekonomici ne yapar ne eder bilmiyorum. Tek bildiğim iktisatçı diye çağrıldığı. Mühendis bey sıfatı ne bileyim güzel geliyor kulağa. Yani zenci bir insanın üstüne giydiği mor gömlek gibi bir şey ekonomi. Zenci olan ben oluyorum tabi bu durumda.

Düşünüyorum da böyle okulu ilk kazandığımda "ne bölümde okuyorsun yavrım" sorusuna 5 dakika açıklama yapardım. En sonunda öyle baymışım ki, 2 yıllık manifaturacılık okuycam diye kestirip atıyordum. Her halde o teyzelerin ahı tuttu, aklımda halen soru işaretleri mevcut. Aklımdaki başka bir soru işareti 200YTL'lik banknotların 2009da çıkacağı haberi. Sonra duydum ki madeni 1 ytller de kalacakmış. Neymiş şikayet gelmiş AB'den. Euro'ya benziyormuş. Yok efenim ne benzemesi, cık cık cık. Tamam birkaç kere ben de fark etmeden 2€ yerine 1 ytl kakalamış olabilirim ama tamamen dikkatsizlikten ötürü! :P Ne okuyum ben ya? Manifatura mı economics mi?

2006-2012

Hayır efendim bu kesinlikle ek$isozluk özentisi bir yazı değildir, sadece ucu kıytırık yerlere varan kendi öz inancımdan kaynaklanan bir bitim tarihi ve copyright mevzusudur. İşbu yazı burada olduktan sonra buradaki yazılar ve imajlar Birleşmiş Devletler İnterneti Koruma ve Geliştirme yasası altında ulvi haklar doğrultusunda korunmaktadır. Şimdilik buradaki yazılar, mittafa tüzel kişisinin okilovebeytiverymuch adıyla internete bir yansımasıdır ve bu yansımayı mittafa pek sevmektedir. Hatta bu tüzel kişi, artık tüzel olmakla kalmamakta, tüzel kişilikleri içermektedir, içerecektir, içermelidir. Eğer bu itirazınız varsa bi şekilde ulaşmanız pek tabii mümkündür. Süpaneke dinimiz amin